Bir Kızıl Goncaya Benzer Dudağın ya da Musculus Quadriceps Femoris*

Çok sevdiğim bir eserdir Amir Ateş’in “Bir kızıl Goncaya benzer dudağın, kim bilir hangi gönüldür durağın” diye devam eden bestesi.
Bugünlerde bir televizyon kanalında yayınlanan Kızıl Goncalar dizisi çok ses getirdi ve eğer yayınlanmaya devam edebilirse daha da çok ses getirecek. Tabular vardır her toplum için. Dokunduğunuzda yanarsınız. Hatta çocukken oynadığımız bir oyun vardı belki bugünlerde hâlâ çocuklar oynuyorlardır bilgisayarlarından ve telefonlarından fırsat bulurlarsa. Kullanılması yasak olan kelimeler vardır oyunda. Onları kullanırsanız yanarsınız. Yanmamak için dikkat etmek gerekir. İyi oyuncular sadece söylemeleri gereni söyler ve yasak olan kelimeleri kullanmaz. Hayatta böyledir bazen susmak konuşmaktan çok daha kolaydır hatta sizi birçok sıkıntıdan kurtarır. Ama bu becerebilmesi zor bir iştir.
Hele bir de doğruları söylemek gibi bir yumuşak karnınız varsa, o karın birileri tarafından sürekli zorlanır. Doğru bildiğini söyleyen 9 köyden kovulur.  Fakir Baykurt’un 10. köy romanını okumuşsunuzdur belki. Orada doğru bildiğini yaptığı için 9 köyden kovulan bir öğretmen anlatılır. Tabii doğru bildikleriniz her zaman mutlak doğrular olmayabilir. Ama her söz içinde doğrular barındırır.
Kızıl goncalar dizisi önce kiraladığı setlerden kovuldu. Şimdi platformlarda setleri oluşturarak yeni bölümlerini çekmeye çalışıyor. İlk 2 bölümünü seyrettiğim kızıl goncalar dizisinde anlatılan şeyler iyilik güzellik doğruluk ve bu doğrular kimden gelirse gelsin mutlaka sahiplenmesi gereken şeyler olduğuna ait birtakım içerikler veriyor bence. Cemaat ve tarikat yapılanmalarının içinde bulunduğu açmazlar ve askeri nizam içerisinde mutlak itaati içeren inanış ve uygulamaları ile toplumda bireyi çoğu kere kendi olmaktan alıkoyan süreçler anlatılıyor.
Bana öyle geliyor ki: bu dizi sadece reyting olsun ve çok tartışılsın çok seyredilsin diye yapılmış bir dizi değil. Birileri memleketin var olan dinamikleriyle oynuyor. Cemaatler ve tarikatlar bu toplumun gerçeği. Din bir insanın anlamlandıramadığı ve anlayamadığı bir sürü şeyi anlamlandırmak için kullandığı en temel dinamik. Örgün eğitim kurumlarında din eğitimi olumsuz örnekler ve bazen de sadece yüzeysel din kültürü bilgisi şeklinde olduğu için bu bilgiler cemaatler ve tarikatlar üzerinden alınmakta toplum içerisinde. Bu nedenle de söyleneni gerçek dini bilgilerle kıyaslayarak mutlak din algısına uygun yorumlamak çok ciddi bir uzmanlık işi haline geldi. Ortalama bir insan dinin birçok hükmünü okuyup anlaması, adeta sıradan vatandaşın anatomi kitabını okuyup anlamasına benziyor artık. Musculus quadriceps femoris. Kaçımız için bir anlam ifade ediyor bu sözcükler dizisi. Biraz Latince bilenler anlar, sağlık bilimlerinde anatomi okuyanlar bir de doktorlar.
Bir doktor musculus quadriceps femoris dese ve bunu acayip bir bilgi olarak anlatsa insanların çoğu buna inanabilir. Çokça anlatılan bir hikayedir sadece Arapça konuşulduğu için konuşulanlara amin diyen o kadar çok cahil insanımız var ki. Çok defa mezarlıkta parayla Yasin okuyan insanların düzgün besmele bile çekemediklerine şahit olmuşumdur. Bu nedenle sanatçılar gibi ölülerin arkasından Kur’an okuyucularına para vermek ölünün ruhuna dokunmaz bence. Belki diriler bir miktar tatmin olurlar.
Şimdi herkesin bir kızıl goncası var bu kızıl goncaya dokunmak yürek ister. Kızıl Goncaları seyretmeye devam edeceğim. Tabii yeni bölümleri çekebilirse ve yayınlanabilir ise.
Demokratik toplumlarda hakaret etmediği, iftira etmediği, şiddete başvurmadığı sürece her türlü şeyin tartışılabilmesi gerekir. Buna cemaatler, tarikatlar, siyasi partiler, liderler ve Atatürk dahil.
*Musculus Quadriceps Femoris: Femurun (Uyluk kemiğinin) dört başlı kası demektir. Sadece kasın latince adı.