İcazet Name mi, Nağme mi?

Birileri olsun veya olmasın diyor. Ya oluyor yada olmuyor. Buna kim karar veriyor, neye göre karar veriyor? İrdelemek görmek gerek. Trabzon ve Gümüşhane den bakıldığında çok ama çok komik ve düşündürücü gözüküyor. Gerçekten düşündürücü görünüyor her şey.
Bireyselleştirmeden tamamen şehirlerin alt, üst, ön, arka yapılarına ve bahçelerine bakalım. Objektif bakarsak hepimiz ayrı ayrı güleriz. Farklı komiklikler buluruz. Küsen küssün kırılan kırılsın. Doğruya doğru demek en doğrusu değil mi?
Gümüşhane için kaç yıldır aynı adaya devam denilmiş de neye göre, şehrin göremediği ne vardı da hala devam denildi. Bilemedim. Ya Trabzon’a tamam denildi bir dönemden sonra. Orada eksik olan neydi de hemen tamam denildi. Sanki yıllardır devam denilen yerde çok farklı bir şey mi oldu.
Şimdi ikisi de hemşerim diye, her iki şehirde aynı köylüyüz diye taraf tutmak, küsmek yok. Bana her ikisini de sorarsanız aynı değerde vasat derim. Ve bu noktadan size satırlarca örnekler yazarım. Yada şöyle diyelim. Acaba biri sessiz sakin kendini saklamış diğeri ise şov yapıp ortalıkta çok mu görülmüş.
Kim bilir belki de birinde yerine koyacak kimse bulunamamış da böyle olmuş. Tabi buna inanlar olur mu bilemedim. Başarı kriteri nedir belediyecilikte? Neler önemlidir, hangi hizmetler yapılmalı halkın ihtiyaçları nelerdir? Bunlar çok iyi detaylandırılmalı ve sıralama içinde şehre sunulmalıdır.
Belediye hizmetlerinin çoğu halka değil şehrin kendisinedir. O şehrin dünü, bu günü ve yarını ele alınmalıdır. Değeri artırılarak tarihe taşınmalı ki içinde yaşayanlar bu değerli güzellikleri hissederek kullanmalıdır.
Sahi bu kerelerce seçilsin istenenler siyasi çoğunluktan mı yoksa başarıdan mı? Toplumun şehirlerinde bölgecilik yaparak taraftarlık yapmasından mı? Nedendir bu zincir? Çok kerelerce olanlara  baktığımızda yazık ki şehirlerde bir kazanım göremedik. Şehirler neredeyse aynı tas aynı hamam.
Öyle ki her iki şehrin de öyle kıymetleri var ki geçmişten. Günümüze taşınan öyle güzellikler yanında doğasıda o derece değerli olmasına rağmen hiçbir gelişim ve değerlendirme sağlanmamış. Görüntüden öteye geçilmemiştir. Bundan sonra mı olacak?
Ya değiştir, değiştir olup İzmir marşı ile git durumunun getirisi oldu mu? Pek görmedik, çok az yerlerde uzaklarda gördük, duyduk.
Bu iş siyaset mi icazet mi? Hangisi?  Siyaset olsaydı mutlak hizmet olmalı mutlak her birinden bu kadar imkana karşı birkaç güzellik gelmeliydi. Peki icazet ise neyin diploması veriliyor? Yıllardır aynı yerde saydı durdu bu şehirler.
Hiçbir şey yapılmazsa. Elde makine var, tesis var eleman var. Bunlarla yol, bina, nehir ıslahı, mini baraj, doğa ıslahı, onarım, bakım gibi bir çok hizmet kolaylıkla yapılabilirdi.
Biri devlet ne yaptıysa o, diğeri şov olduysa o. Eyvah eyvah koca koca adamlar bir ordu ile dolaşıp bölgecilikle ele aldıkları gücü boşu boşuna harcıyorlar. Kim bilir belki de o bölgedeki emircilerin emrinden çıkma hakları ve nefesleri yoktur.
Belki de siyasi olduğundan mecburi oy ile isteksiz isteksiz devam vardır. Bunu bilmek şöyle dursun bize hizmet gerek. Şehirlerin kaderi bu kadar basite indirgenmeden. Gerçekten hizmet verecek. Şehrin logosu değil egosu olacak, halkın siyasi bakısı değil hizmetin icazetini uygulayacak bireyler olmalı.
Şehirlerimiz kurban olmasın, biz şehirlerimize kurban olalım. Belediyecilik siyasetten çıkarılmalı. Partilerin hegemonyasından kurtarılmalı. Belediye yönetimleri birkaç kademeli seçimle şehirlerin kendi içinde il ve ilçelerle bütünlük içinde yapılmalıdır. En az altı ay, bir yıllık bir dönem içinde birkaç demokratik seçimle yapılmalı. Siyasiler asla bulaştırılmadan gerçekten halkın icabetine hizmetin icazeti verilmelidir. Daha da önemlisi il ve ilçe belediyeleri mutlak birlikte illerin ekibi ile yek olmalıdır.
O şehri bilen, içinde yaşayıp eksiklerine ayağı takılan, yaşamı ile o şehri soka sokak ilçe ilçe tanıyan olmalı. Yaşayanı olmalıdır. Kenarından köşesinden protokollerle geçmiş dolaşmış yeni tanımış hala tanımaya çalışan kişiler olmamalıdır.  
Her şeyin hayırlısı olsun diyerek yine emrivaki oylarımız ile devam diyelim. Siyasi belediyeler hizmetten çok vitrin görüntüsü, konu mankeni siyaset ve bölge şovmeni oluyorlar. Ya nasip.
Selam Saygı ve Sevgi ile…