İYİ Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhammet Erkan Günebakış’a Açıkladı!

İYİ Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhammet Erkan, seçim çalışmalarını ve Trabzon’da yapmak istedikleri projeleri Günebakış’a anlattı.
Genel siyasi tablodan ve belediyecilik adına çalışmalarından bahseden Muhammet Erkan, “Trabzon’u düşündürmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

İşte o röportaj:
Trabzon’da Seçime Doğru programında konuğumuz İYİ Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Muhammet Erkan. Aktif siyasete tekrar geri döndünüz. Nasıl bu kararı aldınız?
Çocukluğumdan beri siyaseti çok seviyorum. Takip ediyorum, okuyor ve araştırıyorum. Ülkemizi çok seviyoruz ve toplumsal meselelerle ilgilenmeyi vatan borcu olarak görüyoruz. Ülkemize duyduğumuz sevgi bizi bu yollara düşürdü. Ben iyi bir particiyim. Partinin kurucusuyum. Burada partimin bana ihtiyacı olduğunu hissederek bu teklifi kabul ettim.
Trabzon’un da size ihtiyacı var mı?
 Kesinlikle Trabzon’un bize ihtiyacı var. Partimize ve İYİ belediyeciliğe ihtiyacı var. İYİ belediyecilik misyonumuzla Türkiye genelinde seçimlere giriyoruz. Dolayısıyla inşallah 1 Nisan sabahı Trabzon’umuzu İYİ belediyecilik anlayışımıza kavuşturacağız.

Adaylığınız 8 Aralık tarihinde Genel Başkan Sn. Meral Akşener’in Trabzon’daki programında ilan edildi. 8 Şubat’a kısa bir süre kaldı. 2 ay doldu diyelim. 2 aydır da sahadasınız. Sahada neler gördünüz?
Sahada beklediğimizin üzerinde bir ilgi var. İktidara karşı bir tepki görüyoruz. Şu anda diyebilirim ki Trabzon’da en rahat dolaşan belediye başkan adayıyım. Hem şahsi olarak hem de partimiz adına sahayı çok iyi görüyorum. İYİ Parti’nin seçimlere hür ve müstakil girmesi, seçmenin önünde bir üçüncü yolu açmasının toplum tarafından takdirle karşılandığını hissediyorum. Geçen seçimde bizi çeşitli yaftalarla suçlayan bir takım vatandaşlarımızın iş yerine, dükkanına gittiğimizde bize çay ısmarlıyorlar. Bize oy vereceklerini de düşünüyorum. Bugüne kadar hiçbir olumsuz tepkiyle karşılaşmadım. Olumsuz bakışla dahi karşılaşmadım. Dolayısıyla çok iyi bir kampanya yürütüyorum. İnsanların bana karşı gösterdikleri gerçekten takdire şayandır.
Siz siyasetin içinden geliyorsunuz ve gençliğinizden beri siyaseti özümseyen bir yapınız var. Türkiye’nin siyasi yapısı ABD gibi oldu. Genel yapısı 2 partiye endeksli oluşturuldu. Böyle oluşunca milliyetçilik anlayışı siyasetin dışında kalıyor. İYİ Parti zor bir yola girdi. Sistemin özüne muhalif bir hareket yaparak üçüncü bir yol açmak istiyor. Bunun zorluğunu hissediyor musunuz?

Aslında İYİ Parti kurulduğu günden beri üçüncü yoldadır. Kuruluş felsefesi ve amacı oydu. Hatırlarsanız Sn. Genel Başkanımız henüz partiyi kurmadan bile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı Anadolu’yu tek başına dolaşarak muhalefet yaptı. Daha sonra İYİ Parti kuruldu. AK Parti ilk defa kurulduğu günden beri bir seçimi öne aldı. Erken seçim kararı alındı. Bu seçim kararının alınması İYİ Parti’nin seçime sokulmaması üzerine bir stratejiydi. Türkiye’de ABD’de olduğu gibi sağ bir parti MHP’nin içerisinde olduğu bir AK Parti, HDP’nin içerisinde olduğu bir CHP. İkili bir sistem kurmayı hedefliyorlardı. MHP buna razı oldu. İYİ Parti burada tam bu sırada kuruldu ve plana çomak soktu. İYİ Parti’Nin o seçimde parlamentoya girmesi ve grup kurması iktidarın sistemin hukuki altyapısını oluşturma imkanını ellerinden aldı. Çünkü hükümet anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşamadı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi prematüre doğdu ve devam ediyor. KHK’lar ile bugüne kadar getirildi.
İYİ Parti’ye yönelik dışarıdan kurduruldu iddiaları aslında bu muhtevanın içinde kendini gösteriyor değil mi? Buraya çomak sokunca bu sefer ‘bu sisteme karşı kurduruldu’ biçiminde mi değerlendiriliyor?
O tür iddialar var ancak bu iddiaların doğru olduğuna inanmıyorum. Biz Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi seçimlerine parti olarak çok iyi hazırlandık ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağımızı düşünerek hazırlandık. Tüm planımızı ona göre yaptık. Sn. Genel Başkanımız Cumhurbaşkanlığı adaylığından feragat etti. Tüm enerjisini Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaya yönelik harcadı. Sonrasında malum olaylar oldu. Seçimi kaybettik, aslında o seçimde Türkiye’yi kaybettik. Partimiz seçim sonuçlarını en iyi değerlendiren parti oldu. O seçimi niçin kaybettiğimizi masaya yatırdık ve oradan ders çıkardık. O dersin sonucunda da hür ve müstakil tek başımıza seçime girme kararı çıktı. Bu karar milletimizin bizi görmek istediği yere göre şekillendi. Millet bizi sol bir partiyle CHP ile görmek istemiyor.

CHP’den daha çok DEM Parti değil mi orada? DEM Parti ilişkisi İYİ Parti’yi uzaklaştırmadı mı?
Türkiye’deki seçmen yapısı %70 sağ, %30 sol gibi duruyor. Dolayısıyla Türk halkı sola oy vermiyor. Bunu şundan anlıyoruz. CHP Mayıs seçimlerine 5 parti ile beraber girdi. Cumhurbaşkanı Adayı CHP Genel Başkanı, 14 Büyükşehir Belediyesinin avantajıyla girdiği seçimde %25 oy aldı. Bu demektir ki CHP’nin oyu artmadı. Aksine azaldı gibi gözüküyor. Böyle bir seçimde bile oyunu arttıramayan bir CHP gerçeği var ortada. Bir taraftan da sağda MHP’nin aldığı oy, Zafer Partisi’nin aldığı oy dikkate alındığında millet bizim nerede durmamız gerektiğinin mesajını aslında veriyor. AK Parti hükümeti döneminde Türkiye ikili bir siyaset tarzıyla, sağ-sol dengesiyle bugünlere geldi. Son 10 yılda böyle bir denklem kuruldu. Burada bizim şu anda yaptığımız merkeze dükkanı açtık. Ne iktidar tarafı, ne de CHP bloğu dedik. Milletimizin önüne yeni bir yol açtık ve bu yolda iktidar hedefliyoruz. Şunu görüyoruz; iktidarın alternatifinin yine sağ parti olacağını düşünüyoruz. Milletimiz bizi burada görmek istiyor ve biz de buradayız.
Sn. Muhammet Erkan, genel siyasi değerlendirmelerinize değindik. Yerel siyasete dönelim. Dikkat çeken bazı projeleriniz var. Hayvan otelinden bahsettiniz. Biraz garip de belki karşılandı. Kırsal kesimdeki vatandaşın ineklerinin kışın bakıma alınacağı ve ilkbaharda kendilerine verileceği ve hayvancılığı kurtaracak proje olarak yorumladınız. Neden hayvancılıktan başladınız? Trabzon’da belediyeciliğin hayvancılığı kalkındırmak gibi sorumluluğu var mı?

Biz anlayış olarak şöyle bir şey düşündük. Klasik belediyecilik hizmetlerinin yanında üreten ve halka dokunan bir belediyecilik anlayışını benimsedik. Sloganımız da zaten “Akıl, bilim ve özenle Trabzon’u yöneteceğiz” anlayışı üzerine kurulu. Ben projelerimi açıklamadım. Bu proje onlardan bir tanesidir. Hayvan Oteli projesi şudur. Bölgemizde birçok aile kışın şehre iniyor. Başka şehirlere gidiyor. Baharda geliyor ve bir inek satın alıyor. 5-6 ay onun sütünden yararlanıyor ve sonbaharda şehre dönerken süt üreten ineği kesime gönderiyor. İnek mecbur olarak kesime gidiyor ve dolayısıyla burada bir kayıp var. Biz hayvan oteli projemizle beraber vatandaşlarımızdan sözleşme yoluyla bu inekleri alacağız, kış boyunca bakacağız. Bahar ayında iade edeceğiz. Bizim inekleri bakacak olduğumuz dönem okul dönemine tekabül ediyor. Bunlardan elde edecek olduğumuz sütlerle fakir ailelerin çocuklarına süt desteği sağlayacağız. Projemiz bu.

Böyle bir proje, Şanlıurfa’da, Konya’da geniş arazi olan bölgelerde hayvancılığın kalkınmanın ana motoru olduğu bölgelerde olur da Trabzon’da vatandaşın kendi ineğini Büyükşehir Belediyesi alıp ilkbaharda neden tekrar ona versin? Sonuçta bunun parasını bizden alıp oraya vereceksiniz. Burada üretim söz konusu olacak mı?
Olacak tabi ki. Sosyal belediyecilik böyle bir şeydir. Halkın bu bir ihtiyacıdır. Hayvancılığa destek anlamında bunu yapıyoruz. Yine buzağı bakım merkezi projemiz var. Bu da hayvancılığa yönelik. Hayvancılık yapanlara bu desteği vereceğiz.
Projelerinizden öne aldığını ilk 3 projenizi söyleyebilir misiniz?
Ortahisar’da yeni organize sanayi bölgesi yapacağız.  Belediye Bünyesinde Tarım A.Ş. kuracağız. Bakımsız olan arazilerin bakımını yapılacak olan sözleşme karşılığında, belli bir fiyat karşılığında kiralama usulüyle belediye tarafından yapacağız. Bunu da çok önemsiyoruz. Şu anda bu kadar söyleyelim.
Programımıza katıldığınız için teşekkür ediyoruz. Son cümlelerinizi alabilir miyiz?
Ben teşekkür ediyorum. Kampanyamız kapsamında #Düşün diye hashtag çalışması başlattık. Ben Trabzon’u düşündürmek istiyorum. Bizim en büyük problemimizin düşünmemek olduğunu düşünüyorum. Değerli hemşerilerimin düşünerek karar vermelerini istirham ediyorum.