Seçil Erzan Trabzonlu Bir Kadın Olsaymış!

Ülkemiz banka sektörünün bir anda en tanınmış kişisi olan, zengin sporcuların bankacısı Seçil Erzan birkaç gün önce şöyle bir açıklama yaptı.
‘Ben Trabzonlu bir kadın olsaydım bu durumları yaşamazdım korumalarım olurdu’. dedi.
Şöyle bir bakalım Seçil hanım kim gibi olmak istiyormuş doğru anlamış mıyız?
Trabzon kadını sabah erken kalkar; namazını kılar, ahıra gider, hayvanların bakımını yapar ve sonra gelir sofrayı kurar kahvaltı hazırlar çocukların okul için hazır hale getirilmesi ile günün ilk ışıklarıyla tarlaya iner; çapası, kazması, gübrelemesi bitmez.
Öğle vaktinin tam ortasında yine ahıra gider hayvanların bakımını yapar.
Sonra ormana kuru yaprak toplamaya,
ve sonra odun yapmaya..
Sırtında gofin, omuzunda ip, belinde orak!
Trabzon kadını olmaya özeniyorsan sofraya koyacağın ekmeği, değirmende bizzat götürüp mısır ve buğdayı öğüterek pişirebilmelisin mesela.
Benim annemin tek makyajı soğukta terlediğinde kızaran yanaklarıydı seçil hanım! annem kuaförün kelime manasını dahi bilmezdi.
Sevdiği müzik ise anne ve babasına dertli yaşamının neye benzediğini uzaktan da olsa duyurabilmek için tarlada, ormanda çalışırken söylediği Rumca ağıtlar!
Annemin hiç koltuk takımı ya da şifonyer derdi olmamıştır, otomobilinin aküsünün de bittiğini hiç bilmeyiz mesela.
Oturmak için tahta peke, yatmak için demir yaylı Divanlar yeterli gelirdi ha eğer bir an vakit bulabilir zaman ayırabilirse uykuya tabi!
Peki tüm bu hengamenin içerisinde evin erkeği nerde? Gurbette veya şehirde kahvehanelerde!
Ayrıca Seçil hanım Trabzon’da eşler arasındaki tüm cinsel münasebetler, kadın ne zaman doğum yaptı, evde kaç çocuk var, hangisi kaç yaşında, hiçbir sorgu sual yapılmadan yaşanır ve;
Sonra bir çocuk daha!
Ve kadın yaşamı bu şekil algılamaya başlar,
Dönüşüm gelir ardından,
Franz Kafka’nın ki kadar olmasa bile!
Dünyanın en güzel yaratılmışı iken başka bir şeye dönüşmeye başlar;
Yüzü gülmeyen, elleri nasırlı, ses tonu hep ağlamaklı…
Ve daha kötüsü tüm bu iğrenç yaşam ritüelinin bitmesi için öngörülen tek tarih ölüm tarihi.
O sebeple şu cümleyi sık sık duyarsınız onlardan;
Öleyim da kurtulayım!
Akşam olduğunda önce ahır ve hayvan bakımını yapar sonra evde yemek hazırlar ve,
uzanabileceği en yakın yatak döşek nerede ise oraya yatar düşercesine!
Ta ki gün ışımaya başlayıncaya sabah ezanı okununcaya kadar!
Tüm bu ritüelin dayanak noktası; çoluk çocuğunu doyurma barındırma ve sağlıklı büyütme görevinin kendisinde olduğu bilinci,
Ve zaten yaşam enerjisini tamda buradan alır.
Ve böyle içten emek vererek helal kazanımlarla yetiştirilen o çocuklar yeri gelir dünyanın uzak ucunda Kuran’ı kerim yakmaya kalkan birini tekmesiyle savuşturur, yeri gelir terör örgütünün çekindiği, hedef gösterdiği bir şehir olarak orta yerde duruverir korkmadan dimdik!
Ve tüm bu yaşantı biçimi çok uzaklarda bir tarihe ait değil seçil hanım sizin de kısmen içinde olduğunuz V ile Y kuşağının kadınlarına ait yaşam biçiminin özetidir Trabzon da.
O sebeple Trabzon’umuza ülkenin mayası gözüyle bakılır.
Trabzonlu kadın budur seçil hanım bahsettiğiniz korumalar işte o kadının bahsettiğim bin bir güçlükle yetiştirdiği çocuklarıdır.
Trabzonlu kadın olmak işte böyle evlatlar yetiştirmiş olmak demektir. Yani senin anlayacağın zor ve meşakkatlidir.
Bu yazıyı okuduktan sonra yine de Trabzonlu bir kadın olmak ister misiniz? Ya da diyelim istediniz olabilir misiniz?
Tekrar düşünün derim.