Trabzon’dan 5 Gönüllü Özgürlük Filosuna Katılıyor

İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırım, Filistin halkının aylardır temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamasını dahi engellerken Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları, Gazze halkının temel yaşam maddelerine ulaşabilmesi için farkındalık yaratmak ve Gazze’ye yaşam malzemeleri ulaştırmak için harekete geçti.
Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu, İsrail’in soykırımının pençesindeki Gazze’ye yardım ulaştırmak için Nisan ayının sonunda İtalya’dan Gazze’ye doğru yüzlerce vicdan sahibi gönüllüyle beraber yola çıkacağını açıkladı.

Türkiye’den İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve Mavi Marmara Derneği’nin organizasyonuyla Özgürlük Filosuna Trabzon’dan 5 kişinin katılarak Gazze’ye yardım götüreceği öğrenildi.
İHH Trabzon Şube Başkanı Zühtü Kalma, günebakış’a yaptığı açıklamalarda Gazze’ye 5 bin 500 ton insani yardım taşıması hedeflenen filoya, Türkiye’den 2 yük gemisi ve 1 yarı yük yarı yolcu gemisinin katılacağı bilgisini verdi.

Kalma “İtalya’dan hareket edecek olan Özgürlük Filosuna Türkiye’den yaklaşık 100 kişi katılacak. Trabzon’dan 5 kişilik heyetimiz yola çıkacak. Gemide yalnızca Müslümanlar değil çok sayıda insanlık gönüllüsü Hristiyan ve Yahudi de olacak.
Gazze’de zulüm gören kardeşlerimize İnşallah yardım ulaştıracağız.” dedi. “Bu işin sonunda şehadet de var. Biliyorsunuz değil mi?” sorusuna ise “İnşallah. Bizim için en büyük mertebe şehadettir” cevabını verdi.

İşte röportaj:
Bugünkü röportaj konuğumuz İHH Trabzon Şube Başkanı Sn. Zühtü Kalma. Öncelikle hoş geldiniz. Bugün Gazze’de yaşanan Siyonist soykırımı konuşacağız. Sn. Kalma Trabzon’dan 5 arkadaşıyla birlikte Gazze’ye insani yardım götürmeye gidecek. Yarın Trabzon’dan İstanbul’a hareket edecekler. Ardından İtalya’ya. Oradan da Özgürlük Filosu ile Gazze’ye insani yardım götürmek için yola çıkacak. Dünya’nın çeşitli noktalarından sivil toplum temsilcileriyle birlikte hareket edecek. İsrail zulmüne karşı insani tepki koymaya gidiyorlar. Yolunuz açık olsun diyoruz. Özgürlük filosunu genel hatlarıyla anlatabilir misiniz?

Zühtü Kalma: Allah razı olsun. Teşekkür ediyoruz. Bizlere bu fırsatı verdiğiniz için Rabbim sizlerden razı olsun. Filistin meselesi 78-79 senedir süren bir mesele. Orada kardeşlerimiz zulüm altında hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. Bizler de bu süreç içerisinde onların ne kadar yanında olabiliriz gayreti içerisindeyiz.  Filistin, Kudüs, Mescid-i Aksa bizim kırmızı çizgimizdir. Son süreçte 7 Ekim’den sonra Uluslararası düzeyde ciddi anlamda duyarlılık oluştu. Özellikle batılı ülkelerdeki vatandaşlar gerçekten sivil itaatsiz, farklı dine mensup olan insanların inanılmaz bir duyarlılıkları söz konusu oldu. Onlar devletlerini Siyonizme karşı tepki koymaya ve Filistin’in yanında yer almaya çalıştılar. 7 Ekim’den sonraki 1-2 hafta içerisinde bütün Avrupa’daki ülkeler ABD’de dahil ciddi anlamda Filistin’e, Filistinlilere tepki koyuyorlardı. Artarda İsrail’e ziyaret yaparak destekte bulunuyorlardı. Daha sonraki süreçlerde bu vicdan hareketi, gönüllü insanlar işe el attılar. Bunlar Avrupa’nın ülkelerindeki büyük meydanlarda her Pazar usanmadan, bıkmadan çok ciddi katılımlarla kaliteli eylemler ortaya koyarak çok büyük duyarlılık gösterdiler. Dolayısıyla biz bu süreç için “güneş Batı’dan doğdu” diyebiliriz. Bizi de biraz uyandırdılar. Silkelendirdiler. Evet Müslüman coğrafyada da bu anlamda bir uyanış ve tepki oldu. Biz Müslüman ülkelerden beklediğimiz tepkiyi Avrupa ülkelerindeki insanlardan gördük. Oradaki insanların ciddi anlamda tepkileri oldu. Bu bizi gerçekten çok şaşırttı ve bizim öze dönmemizi düşündürdü.
Eyleme dönmek istiyorum. Mavi Marmara gibi bir eylem mi olacak? Planlaması nasıl? Nasıl gidiyorsunuz?
Zühtü Kalma: Bu eylem de aslında Mavi Marmara’daki gibi uluslar arası bir koalisyon. Bir vicdan hareketi. İçerisinde Yahudisi, Hristiyanı, Ateist’i, inanmış ve inanmamışı, Müslüman’ı hep beraber aynı gemide olacak. Yahudilerin de olduğu bir gemi olacak. Siyonizme karşı çıkan, vicdani red anlamında böyle bir tavır içerisinde olan Yahudiler de bu işin içerisinde. Bu işin bayraktarlığını, sözcülüğünün organizasyonunun içerisinde yer alan da bir ekip diyebiliriz. Buradan Türkiye ayağını Mavi Marmara Derneğimiz ve İHH İnsani Yardım Vakfı üstleniyor. Bunun uluslar arası boyutunda da Kanada’dan, ABD’den, Almanya’dan, İskoçya’dan, İtalya’dan yine vakıfların üstlendiği bir organizasyon var. Bu filoya o ülkelerde etkinliği ve gücü olan, devletler üzerinde hakimiyeti olan insanların da olduğu bir katılım sağlanacak. Burada Türkiye’den malumunuz 3 tane gemi satın alınmıştı. 10 Milyon dolar verilerek. İHH bunları almıştı. Bu gemiler tamamen Gazze’deki insani yardım çalışmalarına tahsis edilmek üzere alındı. İnşallah ateşkesten sonra Filistin’de Gazze’de özellikle imar faaliyetleri olacak. Bu imar faaliyetleri için de kullanılacak.

Anlık olarak şuan Gazze’ye yardım devam ediyor mu?
Zühtü Kalma: Tabi bu sürekli devam ediyor. Bizim şuanda hem Gazze’de çalışan personelimiz var. Ofisimiz var. Mısır tarafında da Genel Başkan Yardımcımızın olduğu ofisimiz var. Depolarımız var. Mısır’da bunlar koordine ediliyor. Yardımlar buradan ulaştırılmaya çalışılıyor. Yardımlar savaş öncesi dönemdeki durumda değil. Ama kısıtlı ve sınırlı da olsa yardımları bir şekilde oraya ulaştırmaya çalışıyoruz.
Ne kadar gemiyle gidiyorsunuz? Bu eylem kaç gemiyle başlıyor?
Zühtü Kalma: Türkiye’den satın aldığımız 3 gemi var. Bunların 2’si yük gemisi. 1 tanesi yarı yük yarı yolcu gemisi.  Büyük gemilerimizin 1 tanesi 5 bin 500 tonluk gemi. Bu da yaklaşık 230 tır yardım malzemesi demek. Yani yaklaşık 600 tırlık bir konvoy diyebiliriz. İtalya’dan katılacak olan gemiler var. Ama bu gemilerin sayısını bilmiyoruz. İnşallah 26’sında İtalya’dan yola çıkılacak. Akdeniz’de yük gemilerimizle birlikte inşallah birleşerek güzergaha devam edilecek.
Mavi Marmara’da yaptığınız gibi niye Türkiye’den doğrudan İsrail’e gitmiyorsunuz? İtalya’ya neden gidiyorsunuz?
Zühtü Kalma: Bununla ilgili yapılan görüşmelerde İtalya’nın daha uygun olabileceği, Türkiye’den çıkışın bazı sorunlar oluşturabileceği, malum 2010 yılındaki Mavi Marmara’da yaşanan sıkıntıların oluşabileceği, Türkiye’nin açık hedef olması, Türkiye’nin zor durumda kalmaması, katılımcıların zor durumda kalmaması, bu işin sahibinin aslında tüm Dünyanın olduğunu göstermek için böyle bir karar verdik. Biz de Türkiye’den katılımcıların olduğunu göstereceğiz. Amacımız Türkiye İHH bu işi yürütüyor değil. Amacımız Gazze’ye insani yardım götürmek, bunu bütün dünyaya yaymak ve başlangıç oluşturmak.

Bu anlamda İtalya’daki vakıf güçlü bir vakıf olmalı. İtalya’daki vakıf bunları üzerine aldığına göre onlar için de önemli bir durum mu?
Zühtü Kalma: Tabi ki. İtalya’daki önemli bir şey… Düşünün karşısındaki insanlar Müslüman insanlar. Tarihte Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında savaşlar görüldü. Ancak insanlık adına bakıyorlar.  Bu büyük bir duyarlılık. Bu yüzden önemli ve değerlidir. Toplumda güçlü bir karşılığı var.  Biz bunu ilan ettikten sonra dün bir basın açıklaması yapılmıştı. Bu süreç içerisinde gelenlerin anlayışı illaki İHH ile anılmak değil. Startı buradan verip hareketi, duyarlılığı bütün dünyaya mal etmektir. Bütün dünya devletlerini bu noktada daha duyarlı hale getirmek amacındayız.
Türkiye’den kaç kişi gidiyorsunuz?
Zühtü Kalma: Türkiye’den şu anda gemi İtalya’dan kalkacağı için yaklaşık 100 kişilik katılım olacak. Toplamda 1000 civarında kişi katılacak. Yeşil pasaport ve Schengen vizesi çerçevesinde İtalya’ya girilecek. Gelenlerden yaklaşık 700 civarında kişi Müslüman değil. Hristiyan, Yahudi ve farklı dinlere inanan insanlar. Filistin davasına sahip çıkan insanlar. Onların konuşmalarına şahit olduğumuz zaman bazen utanıyoruz. ‘Biz mi Müslümanız bunlar mı Müslüman’ diye düşünüyoruz. Gerçekten öyle insanlar var. Ciddi anlamda sahip çıkıyorlar. Destek veriyorlar.
Peki. Bam teli sorusunu sormak istiyorum. Bu işin sonunda ölüm de var Sn. Kalma. Şehadet de var.
Zühtü Kalma: İnşallah.

İnşallah diyorsunuz yani. Böyle bir risk de var.
Zühtü Kalma: Tabi ki biz 2010 yılında bunu yaşadık. İsrail’in 2010 yılındaki hatıramızda uluslararası sularda iken gemiye müdahale etmesi durumu oldu. Dolayısıyla şuanda bu savaş ortamında böyle bir şey yapmayacağına dair bir garanti yok. Ancak oraya giden ve katılan herkes gönüllü. Hiç kimse kimsenin zorlamasıyla, diktasıyla falan oraya katılmıyor. Duyarlılığı olan kardeşlerimiz bu noktada hareket ettiler. İsmail Hanniye’nin güzel bir sözü vardı. Benim çocuklarım ‘Gazze’dekilerden farklı değil ki. Kanları daha değerli değil’ dedi. Dolayısıyla biz de böyle düşünüyoruz. Böyle düşünmek zorundayız. Onların şehadeti belki bizim dirilişimize vesile olur. Bir de biz yeniden kendimizi keşfederiz. Duyarlılığımızı yerine getiririz. Benim canım onların canından daha kıymetli değil topluluğu dünyada Siyonizme karşı bir anlamda meydan okuyuş demek için yola çıkıyor. Elhamdülillah Gazze’deki insanlar bu direnişi gösteriyor. Siyonizm hedeflediği hiçbir şeyi elde edemedi. O insanları açlıkla, yoklukla, yoksullukla sınamaya kalkmış. Bombalarla yıkamamış. Çok şükür onlar direniyorlar. Onlar İslam’ı en güzel şekilde yaşıyorlar ve bize gösteriyorlar. Bizim için gerçek bir sahabe hayatı yaşıyorlar. Çünkü biz sahabeleri görmedik hayatlarımız ona yetişmedi. Ama şuan yaşadıkları için “herhalde sahabe böyleydi” diyoruz.
Dünya’ya “İnsanlık ölmedi. Öldüyse biz ölmeye geldik.” demeye gidiyorsunuz. Allah yolunuzu açık etsin diyoruz.
Zühtü Kalma: Sizler nezdinde günebakış’a, 61 medyaya teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sesimiz oldunuz. Sesimizi duyuruyorsunuz. Allah sizlerden de razı olsun.