Trabzonspor’un Unutulmaz Oyuncusu Şehmus Suna Günebakış’a Açıkladı!

Trabzonspor formasıyla 90’lı yılların ilk dönemine damga vuran isimlerden olan Şeyhmus Suna, “ Trabzon’da her günümü sevgi ve saygı dolu yaşadım. Muhteşemdi gerçekten” dediği o dönemi anlattı. Şimdi sizi Trabzonspor Dergisi’nin konuğu olan Şehmus Suna’nın keyifli söyleşisi ile baş başa bırakıyoruz…
“Kalabalık bir ailem var, herkesin çalışması, eve destek getirmesi gereken dönemler. Ben futbolu seçtim. Tabi ki ilk yıllarda futboldan para kazanamadım, aile bütçesine katkım yok. Babamla inşaatlarda çalıştım ara ara. Her şeye rağmen babam beni hep yüreklendirdi. Ben kendime güveniyordum ama yeterli olmaz diye antrenmanlar sonrasında da çalıştım. Açıkçası tırnaklarımla kazıya kazıya yükseldim bu yolda. Futbolda yetenek tek başına bir anlam ifade etmiyor, üzerine inanmayı ve çok çalışmayı eklemelisiniz. Ben gerçekten çok çalıştım ve hayatımın en büyük imzasını bu sayede attım.”
“Malatyaspor’da oynarken sezon bitmeden Galatasaray ile anlaşmıştım ama imza yok ortada. O dönem ‘futbolcu kaçırma’ işleri vardı sürekli. Bir Beşiktaş maçı sonrasında 7-8 kişi yanıma geldi, ‘Seni Trabzonspor’a götürüyoruz. Sen Galatasaray’ı merak etme, başkanlar o işi çözer’ dediler. Trabzonspor’a hiç ‘olmaz’ denilir mi? Adana’ya araçla gittik, oradan İstanbul’a otele. Yarım saatte imza attım.”
“Ben Trabzon’a geldim, herkes çok samimi davranıyor, tam bir aile ortamı. Birkaç gün sonra Ünal Karaman aradı, onun da Galatasaray işi var. Ben buradaki durumu anlatınca kararını Trabzonspor’dan yana kullandı, benden 10 gün sonra da o imza attı. İkimiz de hayatımızın en doğru kararını vermişiz. Birimiz Konya, birimiz Diyarbakırlı. Ama sorsan, yüzde 90’a ‘Bunlar Trabzonlu’ der, öyle bilir bizi! Bu şekilde Trabzonspor’la özdeşleşmek büyük gurur.” “Malatyaspor’dayken sol bektim, Ordu Milli Takımı’nda da aynı mevkide. Trabzonspor’a geldim, Özkan hocam beni sağ beke aldı. Dedim bu şekilde silinir giderim burada, başarılı olamam. Ama kısa sürede Özkan hocam nedenini bana anlattı, beni buna inandırdı ve başarılı oldum. Bazı maçlarda stopere, bazılarında da orta sahaya koydu. İhtiyaç olunca yine sol bekte değerlendirdi. Tek yerde değil, birçok mevkide görev yaptım. Özkan hocamın bu kararının bana büyük avantajlar sağladığını sonra çok iyi anladım.”
“Trabzonspor gibi çok büyük bir kulüpte futbol oynuyordum. Her şey profesyonelce yapılıyordu ama biz futbolcular olarak ortamımız, şimdi amatör takımların oyuncularında yok neredeyse! Maç sonrası soluğu şehirdeki kahvelerde alırdık. Oyun oynardık, herkes izlerdi. Sokakta geçerken birisi yemeğe çağırır, diğeri ‘gel oyun oynayalım’ der. Zamanımız varsa, tanımadığımız 3 kişi ile aynı masada oyun oynadığımız çok olmuştur. Bunun avantajı vardı, yenildiğimiz zaman insanlara bunun nedenini anlatırdık, onlar bizim samimiyetimize, çabamıza inanırdı. Tam bir spor şehri Trabzon gerçekten.”
“Boyum biraz uzun olduğu için, biraz da yürüme şeklimden olabilir, bana ‘Çengel’ lakabını takmışlardı. Taraftarla diyaloğum iyiydi, ben onları severdim, onlar da beni. 90 dakika boyunca hiç yorulmadan koşardım sahada. Kazanmak uğruna ne kadar gücüm varsa harcardım. Bu nedenle Trabzon’dan ayrılalı 30 yıl oldu, halen ilk günkü sevgi ve saygı devam ediyor Trabzonspor camiasıyla.”
Son Golü Atınca Kendimden Geçtim“Bursaspor ile oynadığımız kupa maçı Türk futbol tarihine geçti. Hem ikinci maç öncesi olan atmosfer, hem de 3-0’dan sonraki müthiş geri dönüş nedeniyle asla unutulmaz o maç. İlk maçı kaybedip dönerken Teknik Direktör Urbain Braems’in adeta yıkıldığını görmüştüm.
İçimde çok yaşarım ama dışarı karşı fazla iddialı konuşmam. Giray Bulak şahittir, onun yanında, ‘Hocam düşünme, bu kupayı biz olacağız, ben de gol atacağım’ diye büyük bir iddiayla konuştum belki de ilk kez.
İkinci maçta ben yedektim ama içim rahattı. İkinci yarıda Hamdi giriyordu, ‘Sen gol at. Sonra ben girip turu getiren golü atacağım’ dedim. İnanılır gibi değil ama ne dediysem çıktı. Hatta maçtan önce golleri atacakları bile bildim, sadece Ogün ile Orhan’ı karıştırmıştım. Maçın ardından Giray hocam dahil herkes şaşkındı. Daha sonra da tahminler yaptım, hiçbiri tutmadı (gülerek). Maçta son golü atınca kendimden geçmiştim, hiçbir şey hatırlamıyordum. Koşarken önümdeki koca ambülansı görmedim, çarpmak üzere fark edince yumruk attım ambülansa!”
”Cesaretimi Toplayıp Odasına Gittim”“Deplasmanda, o dönem Şenol Güneş’in çalıştırdığı Boluspor’la oynuyoruz. İlk yarıda mükemmel oynadık gerçekten, rakibe top göstermiyoruz adeta. Bir gol atsak tarihi fark gelecek.
Devre arasında Özkan Sümer, Ali Kemal hocaya söylemiş, beni çıkardılar. Herkes şaşırdı çünkü harika oynuyordum. Maç bitti, bu benim kafama çok takıldı. Ertesi gün tesislerde Ünal Karaman’a dert yanıyorum, o da bana, ‘Seni sever, git konuş, derdini anlat’ dedi. Cesaretimi topladım odasına gittim, ‘maçta iyi oynuyordum, niye çıkarttın’ diyecektim. Birden heyecanlandım, ne diyeceğimi şaşırdım, ‘Hocam, beni niye çıkarttın, ben çok rahattım’ dedim. Özkan hoca beni yakalamıştı artık, ‘evladım, zaten rahat olduğun için çıkardım’ dedi.”
”Hakeme Özkan Hocayı dışarı At Demiştim”“Trabzon’da rakibimiz Galatasaray. Adeta tek kale geçiyor maç, 3 farkla öndeyiz ama Özkan hocam durmuyor. Sürekli bağırıyor, hakaret ediyor. O zaman 4. hakem yok, saha komiseri uyarıyor, hakem uzaktan işaret ediyor ama Özkan Hocam hız kesmiyor! Ben sağbektim, hakem Sadık Deda yanımda Özkan hocaya bağırdı, ‘atacağım seni’ diye ama atmadı. İstem dışı Sadık hocaya, ‘Hocam at da hem sen kurtul hem de biz’ dedim, hakem güldü bana. Maçtan sonra bunu Özkan hocam duymuş, epey hırpaladı beni.”
”Partneri Park Yeri Anlamış”“Sezon öncesi Trabzon’da kamptayız. Boztepe’ye çıkardı bizi Özkan hocam, koşuyoruz. Birden düdük çaldı, ‘herkes partner bulsun’ dedi. Ben yeni gelmişim, o lafı hiç duymadım. Meraklı meraklı baktığımı görünce bağırdı, yanıma birini verdi. Dedim ki ‘hocam niye ikişerli olun’ demiyorsun diye sitem ettim. O ara Lemi ağaçların içinden aşağı doğru bakınıyor, partneri ‘park yeri’ diye anlamış!”
”Bu Camiayla Bütünleştim Adeta”“Trabzon’da hayatımın en güzel yılları geçti. Her günümü sevgi ve saygı dolu yaşadım. Muhteşemdi gerçekten. Diyarbakır’da bana Trabzonsporlu Şeyhmus diyorlar. İsmimin Trabzonspor’la özdeşleşmesi büyük gurur. Trabzon’la, Trabzonspor’la bağlarımı hiç koparmadım, ben bu camiayla bütünleştim adeta. Benim Diyarbakır’da Trabzonspor Futbol okulum var, tek hedefim bu büyük kulübe futbolcu yetiştirmek. Hayatım hep bordo-mavi oldu, ömrüm öyle geçiyor.”